Bu Blogda Ara

30 Haziran 2016 Perşembe

CÜMLELER-3

Ve kimi zaman sessizlik...Ne idiğü belirsiz çığlıklardan, Çok daha fazla anlam vadediyordu...

27 Haziran 2016 Pazartesi

CÜMLELER-2

Sanat özgürlük demektir...Bu yüzden mucizevi...

MADD

AĞUSTOS BÖCEĞİ İLE KARINCA

'Madem öyle tüm yaz saz çalıp, şarkı söyledin şimdide oyna o zaman, demiş karınca ve tak diye kapıyı ağustos böceğinin yüzüne kapatmış.'

_Evet bu fabldan ne anladınız çocuklar, dedi öğretmen

Can hızla elini kaldırdı:
_Hocam!

_Evet Can sen söyle 

_Hocam  bence karınca çok kötü biri. Çünkü fazladan yemeği olmasına rağmen Ağustos böceği ile paylaşmıyor. Onu dışarıda donarak ölmeye mahkum ediyor

Sınıf hafiften kıkırdadı. Öğretmenin kaşları çatıldı. 'İşimiz var' dedi içinden. 'bu çocukla işimiz var.'

_Yanlış düşünüyorsun çünkü Karınca bütün sene çalışıp çabalamış oysa Ağustos böceği şarkı söyleyip eğlenmiş. Elbette ki o kadar zorluklarla elde ettiği yiyecekleri paylaşmayacak karınca. Her koyun kendi bacağından asılır. Ağustos böceği tembelliğinin bedelini donarak ödedi.

_Ama hocam, Ağustos böceği boş boş durmamış ki. Şarkı söyleyip sanat yapmış, hem kendi eğlenmiş hem de diğer hayvanları eğlendirmiş. Karınca insanların artıklarını toplayıp yığarak servet elde ederken Ağustos böceği tamamen kendi yeteneği ve emeğiyle sanat üretmiş. Üstelik beklentisi de karınca gibi onu uzuuun zamanlar doyuracak hatta ihtiyacından bile fazla olan servete göz dikmek değilmiş, tek beklentisi o gece karnını doyurmakmış ama bizim karınca ona sanatının karşılığını vermediği gibi bir de onu ölüme mahkum etmiş. Yani karınca kötü biri. Asla olmamamız gereken biri

Öğretmenin sinirleri ne yapacağını bilememesiyle doğru orantılı olarak artıyordu...

_Saçmalık. Şarkı söylemek bir eğlenme yöntemi. Seni eğlendiren bir şey iş ya da meslek olamaz. Eğer kazanmak istiyorsan zahmet çekmelisin. Ne kadar ekmek o kadar köfte. Karınca yapması gerekeni yaptı, çok çalıştı ve kazandı. Siz de çok kazanmak istiyorsanız çok çalışmalısınız yoksa sonunuz Ağustos böceği gibi olur.

_Ama hocam,

_ Yeter bu kadar. Konu burada kapanmıştır. Hem nerede bakalım senin lacivert süveterin yine başka renk giyip gelmişsin

_Ama ben laciverti sevmiyorum

_Hepimizin sevmediği şeyler var Can. Sev ya da sevme herkes aynı üniformayı giyecek. Kurallar böyle...

_Kuralınıza sokayım. Yeter ya herkes tek tip olsun. Herkes it gibi çalışsın. Sanat diye bir şey olmasın. Sanat üreten özgür kişiler sizin gibi sistem köleleri tarafından sefalet içinde ölüme mahkum edilsin. Yeter be sokayım böyle kuralına...

_ Terbiyesiz...Çık dışarı...

_Tabi ben çıkayım ama buyrun kapıyı siz kapatın arkamdan. Ne de olsa siz karıncayı örnek alıyorsunuz. Karıncanın muhtaç olana kapsını kapatması gibi siz de kapatın algılarınızı öğrencilerinizin akıllarına. 

Ve çıkıp gitti Can öğretmeninin zincirli egosunu geride bırakarak...



MADD

PİYON

Her sabah kabusa uyanmaktan yoruldum artık.
Titreyerek yataktan kalkmaktan,
Damarlarımda akan o iğrenç zehri sonuna kadar hissetmekten bıktım.

Nefretim hiç olmadığı kadar büyük, intikam hırsı her yanımı sardı
Zihnime ve bedenime yapılanları sorumlularına ödeteceğim
Tek bildiğim bu
Ve belki de son defa derdimi haykırıyorum doktor.

Bir zamanlar sevdiklerim için yaşardım 
Sonra sevdiklerim için öldüm
Ve şimdilerde ölmemek için öldürüyorum

İstesem de ölemiyorum hoş
Kendilerini Tanrı zanneden bir avuç bilim adamının ego tatmini deneylerinde bir makineye dönüştüm belki de
Hiç bir şey hissedemez oldum inasanlığa dair
Önceleri müthiş bir acı vardı
Sonra boşluk
Ve en son nefret
Belki de insani olan tek duygu buydu
Nefret...

Kurallara uy diye bağırıyorlardı
Kurallara uy ve bize itaat et

Dediklerini bir bir yaptım, uzunca bir süre...
Yarattıkları dünyanın hizmetkarı olmuştum
Gözümü bile kırpmadan insan öldürüyor üstelik bundan müthiş bir haz alıyordum

Her fedakarlığın bir karşılığı vardı elbet
Benimkisi ise sınırsız servet ve sınırsız eğlence idi.
Sınırsız eğlence?
Eğlenmek nasıl bir şey doktor?
Şeytanla o anlaşmayı imzaladığımdan beri eğlenmenin tanımını tam olarak bildiğimden emin değilim
O zamanlar benim için eğlence kafayı bulup adam öldürmekti
Hoş bundan sonra da pek bir şey değişeceğini sanmam.
Sakin olun doktor..
Artık kafam oldukça yerinde ve bunu bir anlamda size borçluyum
Yani sizin küçük kızınıza

Sizi temizlemek üzere evinize girdiğim o akşam,
Başınıza silahı dayamışken
Bana şunları söylemiştiniz:
Ölümü haketmek için sebeplerim var
Büyük adamların, büyük oyunlarını bozmak istedim. 
Ve sen küçüğüm bu oyunu kusursuz oynuyorsun.
Kurallara uy ve itaat et
Ama yanıldığın bir nokta var kurallar iyi insanlar içindir.

Aslında doktor...
Bu cümleler hayatımda duyduğum en boktan cümlelerdi
Ve inanın beni zerre etkilemedi
Ama beni etkileyen bir şey vardı.
Sizi öldürdüğümde kızınızın gözlerindeki o korku
O korku öyle derindi ki
Korkan bir çocuğun ne yapabileceğini az çok tahmin edersiniz.
Ya ağlar ya da saklanır.
Oysa kızınız koşarak bana geldi ve beni tekmelemeye başladı.
Ne yapacağımı bilemedim 
Önce elimdeki silaha baktım, sonra kızınıza ve sonra aynadaki aksimi gördüm
Bembeyaz elbiseler içinde dans ediyordum, saçlarım rüzgarda uçuşuyor çiçeklerden yapılmış tacım sağa sola yalpalıyordu
Aynada kendimi gördüm doktor
Kızınızın gözlerindeki o korku benim gözlerimde de vardı.
Korkunun cesarete, cesaretin esarete dönüşümü göz kamaştırıcıydı
Göz kamaştırıcı bir hayatım vardı
Ama sadece bir köleydim
O an fark ettim ayağımdaki zincirleri

Yine de kendime geldim kızınızı kollarından yakalayıp havaya kaldırdım.
Şimdi kurallara uy ve sessiz ol. Bana itaat et ufaklık

Ve haykıran sesi hala kulaklarımda
Kurallar iyi insanları korumak için olmalı. Senin kuralların babamı öldürdü.
Ve suratıma tükürdü.
Bunu yapmamalıydı doktor. Bu kadar ileri gitmemeliydi. Belki de daha itaatkar bir evlat yetiştirmeliydiniz. Belki de o zaman hala hayatta olurdu küçük meleğiniz.

Her neyse sizi ve kızınızı öldürmek hiç bir sorunu çözmedi elbette
Kurallara uymuştum
Ancak artık kurallar bana uymuyordu. Geceleri uyuyamıyor, yemek yiyemiyor, para harcayamıyordum
Ve en kötüsü aynaya bakamıyordum.
Aynada hep aynı görüntü
Başında çiçekten tacıyla dans eden beyazlar içindeki kız çocuğu... yani ben
Ve ayaklarından zincirlenmiş bir köle... yeni ben

Kabusları efendiye anlattığımda bana bir takım ilaçlar almamı ve dinlenmemi söyledi
Dediğini yaptım doktor... dinlendim...
Evden dışarı çıkmaksızın düşündüm...
İlaçları almadım ve aynalara bakmadım

Sonunda kararımı verdim
Kurallar iyi insanlar için olmalıydı
Bizim kurallarımız iyi insanları ortadan kaldırmayı amaçlıyordu
Ayağımdaki o zincirden kurtulmalıydım..
İntikam her yanımı sarmıştı

Şimdi doktor size bu mektubu yazıyorum
Biliyorum asla okuyamayacaksınız
Ancak intikamımız alındığında 
Beni duyan birileri olacak
Kızınız haklıydı
Ben kötü adamların kurallarına itaat ediyordum 
Ancak o kuralları ben koymadım
Efendiyi ortadan kaldırmak hiç bir şeyi çözmeyecek
Bu bir dünya düzeni
Çok fazla kural ve çok fala piyon var
Amacım dünyayı kurtarmak değil
Sizi ve kendimi özgür kılmak

Peki ölüm gerçekten özgürlük mü doktor
Toprak olup doğaya karışmak insanı hafifletiyor olmalı
Ne dersiniz doktor?
Belki de sizin o çok inandığınız öteki taraf gerçekten vardır.
Ben böyle bir yere inanmıyorum
Varsa bile Tanrı beni cennete koymaz zaten
Ama biliyor musunuz doktor
Hiç bir cehennem bu dünya düzeninden daha korkunç olamaz
Neden mi
Çünkü Tanrı, insanlardan daha merhametli olmalı...

Sevgilerle...



MADD

26 Haziran 2016 Pazar

SONBAHAR

Katre katre hazan olur şehir böyle günlerde
Şahrem şahrem ağlar gökler 
Süzülür yorgun dallar inceden
Kurtlar kuşlar inzivaya çekilir
Toprak şaha kalkar kasvetinden...


MADD

CÜMLELER-1

Bir kaşık sevgi vardı içimde,
Mayalayacak kimse yoktu...

MADD

ZÜLEYHA

Bir nefes Yusuf değil miydi 
Zelihayı divane eden
Aşka yanmıştı Zeliha bir kere
Ne çare direnemedi arzularına
Almak istedi sevdiğini koynuna
Fakat o bir Yusuf idi
Edepten ve hayadan ibaret
Nerden çıkageldi başına bu çirkin illet
Ve fakat Zeliha arzudan yandı
Son bir takat haykırdı
-Yusuf benimdir
Irzıma sahip
Verin onu bana
İstemezse şayet
Atın zindanlara-
Biçare Yusuf ne eylesin
Bulaşılmaz bu pis günaha
Varsın yeri zindanlarda erisin
Yeter ki inansın Rabbi ona
Sonları son oldu aşıkların
Biri bimar kaldı, aşka vurgun
Öteki soğuk zindanlara sürgün...


MADD

BİR OROSPUNUN HİKAYESİ

Sen nefretin piçisin kızım
Günaha düşmüş bir geceden 
Arda kalan pişmanlık kırıntısısın
Canın yanmasın sözlerime
Ve de ağlama
Çünkü gözyaşların bir zerre pislik değerinde şu hayatta
Boşa harcama
Ziyan etme yeryüzünü
Kokuşmuş varlığınla

Hoşçakal kızım
Hoşçakal minik şeytan
Şimdi lanetlenmiş bedenini de al git
Sat ruhunu şeytana
Ve tenini günahlara çarşaf yap
Çünkü sen aldığı nefesi bile haketmeyen 
Bir piç kurususun kızım
Acemi bir delikanlının aceleci davranmış 
Sperminden ibaretsin

Babanı bilmem
Annen benim
Adına orospu dedikleri
Utanma kızım ve de ağlama
Çünkü sana düşen adıma sürgün olmaktır.
Bir piçin hamalı olup
Son vermektir hayatına
Sefil bir kerhane koridorunda


MADD

MAHŞER

Bir obur ki oturmuş tahta 
Düyayı yer durur
İndirdikçe mideye haramı
Bilfiil kudurur
O bir de riyakar ki ne adi ne çirkin
Hak uğruna naralar atıp
Canım halkı pusturur
İki omuz üstünde meleklerin işi zor
Yığın yığın defter doldu canım sol kol
Ah şu obur, meyletmiş açgözlülüğe
Ki o en büyük azap
Bir de öyle pişkin öyle rahat
Sanırsın zimmetinde
Kuran, din, ahlak...

Korkma ey biçare kul
Kalmaz yanına yaptıkları
Öyle bir kabir azabı olacak ki o mahlukatın
Patlarcasına tattığı
Ben ki bir aciz kul
Günah dolu zayıf
Ama imanı tam
Böyle süreceğine bu zulmün ben 
Ben dahi inanmam
Sanmam...
Kar kalmaz yanına çektirdiği azap
Gün gelir görülür hesap
Serilir defterler çarşaf çarşaf

Hor gördüklerin, kul bildiklerin...
Tek tek lokmasını yediklerin bir olur
Karalara bürünmüş haşmetli bir cellat
Suretinde vuku bulur
Tutar kolundan, sürükler, götürür meydana
Öyle bir meydan bu
Ne ev var, ne araba, ne akraba
Ne bir kul, ne bir pul, ne de kutu kutu para
Yalnız boylu boyunca uzanmış bir kütük
Tam şurada, en ortada

Zaman gelince 
Susar kurt, kuş, dağ, taş 
Ve bilimum mahlukat
İndirir kelleyi cellat
İçten içe
Lehül mülk diye haykırarak
Korkma, titreme, ölüm koynuna girince 
Daha beteri var 
Bu,,,
Mahşeri bir hikaye

Soluk soluğa, acı çektirerek
Çullanır üstüne günahın
Unutma ki
Kuldan daha çetindir adaleti Hakkın

Öyle bir zamanda
Öyle bir yer ki burası
Adına MAHŞER denir
Oburların alev alev yandığı
En illet hesap yeridir

O bir mahşer ki ne gök ne yer
Ne ateş ne suya benzer
O bir mahşer...Ham maddesi...
Ziyneti zelil üryan bedenler...



MADD



HİÇ

Üryan sevişmelerden arta kalan bir parça sütü bozuk meşk meyliydi 
Adına aşk denilmiş telaş
Ve sevmeyi becerememek
Patlak zarlar arasına sıkıştırılmış bekaret kaygısından ibaretti
Bir zaman sonra kaygılar gömülüyor
Azap korkusu yenik düşüyordu şehvet denen illete
Kendini kaybediyordu ademoğlu ve havvakızı
Adım adım ateşe yürüyordu
Çok geçmiyordu üstünden
Bir an sonra ya da birden
Bir günaha gebe kalıyordu kadın
Yazık ki elinin kiri oluyordu adamın...
Ve bir zaman sonra 
Arsızlaşmış bu nefislerden
Oluk oluk cenin akıyordu şafağa
Necis bir piçin çığırtkan sesi 
Yankılanıyordu günah dolu karanlığa
Buğulu bir köpek yalıyordu dudaklarını
Hayat sofrasına meze yapıyordu güzel fıtratını
Böyleydi sevmeden yoksun aşklar
Meşke köle ediyor
Masum bebeklere ağır bedeller ödetiyordu...


MADD

İSYAN

Susmalara pranga vurdum bu gece
Çığlıklara yol verdim
Kahraman olmaya değil
Adam olmaya geldim

Korkularımı satmaya durdum bu gece
Meydanlardır yerim
Ah be başım duy sesimi

Heder olamaya değil
Şehit olmaya geldim...


MADD

İLHAM

Kalem solgun
Kelam bitkin
Sayfalar isyanda
Ve ilham denen illet
Firara düşmüş
Bilmem hangi diyarda...

MADD

BEBEK

Çığlıklar içinde doğdun bebek
Sessizlikte gebe kalmıştım oysa sana
Bir gece vakti
Zifiri karanlıkta
Susturulmuş hiçliğimin yok yere çırpınışı kadar 
Nazikti sesin
Kaderin bir sığıntı gibi gizlenen laneti yağdı üzerimize
Bir gece vakti
Sen doğarken içime
Boğuk boğuk soludu düşler
Azgın saatler firara durdu
Boyun eğdim akşama doğru
Senden yoksunluğun titrek çığlığına

Ta ki nazik tenin 
Yırtana kadar geceyi
Çok bekledim
Yoldaşlığınaydı hasretim

Al bebek
Bir kundak sevgi saklamıştım 
Senin için
Sar 
Sarmalan şimdi
Ağırdan dal uykuya

Yine benim ol
Rüyanda, gerçekte, alın yazında benim ol
Varlığım, yokluğum ve kahroluşum ol
Her şeyim ol
Her şeyin olayım

Kokunu taze denizmişçesine 
Çekeyim içime
Malum bebek
Çok bekledim ben
Çok bekledim...
Doymak kolay değil sana 
Kolay değil vazgeçebilmek...


MADD

AŞK

Aşk 
Zehir zemberek dudağımda
Bir gece ansızın koynuma girmiş
İnceden bir yakarış sızmış vicdanımdan 
Naif ışıldayan sabah ezanına

Ve arınmış rütbelerden
Vakit o vakit
Maşuka yakarış
Sukunet susmuş
Bir nida duyulmuş ötelerden
Secdeye durulmuş...


MADD

YA RAB

Yorgun düşlerim
İsyana aç
Ve bilfiil nefesim
Kudretine muhtaç
Uydurma şeytana
Zelilliğe yok hacet
Zikrim şaha kalkar
Sesim duyulur elbet

Sabra boyun eğmiş
Alnım secdede
Duy kulunu ya Rab 
İnim inim inlemede

Sonu gelmez acizliğimin
Öyle çok
Öyle derin
Velev ki bir kere 
Ülfet zindanına düşmesin

Medet ya Rab
Be bekleyiş
Bu sessizlik
Bu içten içe yakarış
Senin için
Bilirim
Yine rahmet dökecek gökler
Affolunmak için...


MADD

SON

Sonsuzluk dolu bir hasret benimkisi
Böyle boşluğa, hiçliğe, yokluğa duyulan 
Anlamlandıramadığım bir his...
Tabiata, insana, heveslere düşman
Sessiz, uğursuz ve aptalca bir hasret

               Arşta Güneş
               Denizde bulut
               Toprakta diriliş

Var gibi
Yoklukla müsemma
Öylesine lanet, ölümüne hasret bir bekleyiş
Son çırpınışlarım
Son nefeslerim

              Ve son kez uykuya dalışım
              Hergün biraz daha eksilerek...

MADD

VAZGEÇEMİYORDUM

Uzuyordu geceler
Sen düşüyordun aklıma
Lüzumsuzdu gelişin
Ve fazlaca ısrarcı
Kilitli kapılar ardında
Saklanırken buluyordun beni
İsmin anılınca gardsız kalıyordum
Ve çaresiz boyun eğiyordum varlığına

Duygular peyda oluyordu içimde

Bazen gülümsemem
Bazen kızgınlığım
Bazen gözyaşı oluyordun
Susuyordum
Sessizlik orucu tutuyordum

Bazen çekip gidişim oluyordun

Duvarlar dar, giysiler fazla geliyordu bana
Çıplak kalıyordum
Yürüyordum, üşüyordum, titriyordum
Seni arıyordum sokaklarda
Kayboluyordum

Günlerimi parçalara bölüyordun

Seni anımsadığım
Ve seni unutmaya çalıştığım zamanlar vardı
Gözlerin umuda, umudum çaresizliğe dönüşüyordu.
Avuçlarım duaya kalkıyordu.
Rahmet damlıyordu göklerden

Bazen,

Garip...
Bir el sarılıyordu boğazıma
Katilim oluyordun
Ve maktul yaparak beni
Onur bahşediyordun varlığıma

Korkulara gebe kalıyor

Acılar doğuruyordum yokluğunda
Soluk soluk içime çekiyordum yalnızlığımı
Haz duyuyordum

Saatler kuruyordum sana

Seni zamanım yapıyordum
Zamanı durdurup sende kalıyordum
Alarm çalıyordu
Uyanıyordum uykudan
Gün ağarıyor, sabaha koşuyordu.
Ben bitkin
Kalkıyordum yataktan

Geçmişimi esir alıyordun

Anılarım silik, beynim uyuşuk oluyordu
Sersemliğimin tadını çıkarıyordun
Alay ediyordun
Utanmak yoktu

Zor zamanlar oluyordu

Ellerim titriyor
Dudaklarım kuruyordu
Çay demliyordum böyle zamanlarda
Bir bardak da senin için koyuyordum
Yudum yudum seni içiyordum
Sabahlerken dibi buluyordum ara sıra
Gözlerim şiş
Uyuşmuş parmaklarım
Masada bardaklar
Küllükte sana söndürülmüş sigaram
Aklımda sorular kalıyordu

Kendime gelemiyordum uzunca bir süre

Zordu vedalar
Beceremiyordum
Vazgeçemiyordum hayalinden
Kaçamıyordum

Tüm bunlar olurken

Hayat saçmalamaya devam ediyordu
Her gün başka bir yüz soruyordu haletimi
Sahteydi gülüşler...ve sohbetler...
Ayak uyduramıyordum
Sadece susmak istiyordum ben
Sadece uyumak

Susayım ben

Sussun dünya
Fotoğrafların konuşsun yalnızca
İnancım olsun yitirişim
İsyanım ol
Ruhun kadar gerçekliğim
Gerçek kadar pervasız ol
Civarımda dolaş yine
Kapılar sana açılsın
Senle başlasın cümleler
Zaman sana koşsun
Seni beklesin otobüsler
Sana geçsin yıllar
Rüzgar sana essin
Feryadı sen ol trenin
Yolculuk sende bitsin

İstiyordum

Çok oluyordum
Biliyordum

Vazgeçemiyordum...




MADD