Bu Blogda Ara

25 Mart 2017 Cumartesi

ÇOCUKLUĞUM

Bu gün, akşamüzeri...
Öylesine geziyorum sokaklarda
Kendimi dinliyorum
Kuşları, ağlayan egzozları, kahkaha atan çiçekleri
Çocuk seslerini dinliyorum Tanr'nın bize ikram ettiği...
Ve yürüyorum.

Biz kız çocuğu koşarak yaklaşıyor 
Gözlerim, zeytin gözlerine değiyor...
Savruluyorum çocukluğuma

Bir kız çocuğu
Altı yedi yaşlarında
Üzerinde sarı siyah boncuklu hırka taşıyor Sırtında güneş resmi var, bir ağaç ve bir de ev...
Çocukken çizdiğim resimleri andırıyor

Bir kız çocuğu 
Koşuyor bana, şen şakrak
Kollarımı açıyorum utanarak
Ve eğiliyorum usulca 

Boynuma atlıyor, yanaklarımı öpüyor,sırsıkı sarılıyor..
Nabzımızı duyuyorum
Birlikte atıyor,
Hafif yüksek...
Onunki koşmaktan, benimki heyecandan olsa gerek

Şaşkınım...
Bir yandan sarılırken kıza,
Bir yandan sorguluyorum...
Kim bu kız? O kadar tanıdık ki!

Sonunda ayrılıyoruz usulca
"Benimle oyun oynar mısın?" diyor nazik sesiyle
Gözleri ışıldıyor, dudakları capcanlı ve yüreği sıcacık
Yüzü tertemiz... 
Cebine atıyor ellerini
Bir avuç taso döküyor kaldırıma
İkiye bölüyor, ama eşit değil,  çocukça bir hilekarlıkla... 

"Sen kazandın" diyorum oyunu bitirdiğimizde
"Ama hile yaptın."
Kikirdiyor muzipçe
Kumarbaz, cesur, risk almaktan korkmayan 
Bir ifade yüzünde... 

Ahh çekiyorum usulca
Çocuk olmak 
Ne büyük nimet
Ne büyük özgürlük
Ne büyük cesaret... 


Elimi tutuyor
"Hadi, gel. Sana bir sürprizim var."
Hala şaşkınım, hafif de ürktüm ama tarifleyemediğim bir duygu var içimde... 
Güzel,sade,çocukça...

Dar bir sokakta buluyoruz kendimizi
Çocukluğumun sokaklarına benziyor
Kadınların balkondan balkona konuştuğu 
Çocukların sokakta saklambaç oynadığı 
Küçük bir bakkalı , sıcakkanlı insanları olan bir sokak
Kendimi zamansız hissediyorum 
Kendimi yuvamda hissediyorum. 

Biraz sonra başka başka çocuklar toplanıyor etrafımıza
Oyuna duruyorlar hemen
Zorla kolumdan tutup ebe yapıyorlar beni
Özlemişim... 
Ebe olmayalı uzun zaman oldu
Saklanacak yeni yerler keşfetmeyeli, yeni arkadaşlar edinmeyeli uzun zaman oldu... 

Kendimi oyuna kaptırmış buluyorum.  
Mert sobe,  deniz, ezgi, sobe
Fatih sobe... 
Küçük kızı bulamıyorum... 
Üstelik o an farkediyorum adını bilmediğimi...

Çocuklara soruyorum
"Arkadaşınız nerde? "
"Bilmiyoruz." diyorlar minik dudaklarını bükerek... 
Dağılıyoruz...  Çocuklar "Begüüüm"diye bağırıyorlar... 
Demek adı Begüm, ne güzel bir isim... 
Bir yerlerden tanıdık geliyor... 
Çıkaramıyorum... 

Daha da artıyor korkum
Köşe bucak Begüm'ü arıyorum... 
Hava kararmak üzere, birazdan ezan okunur
Annesi merak eder
Ahhh,  ya başına bir şey gelmişse... 

Çocukların haykırışları,  benim adımlarım hızlanıyor... 
Ve tam o sırada
Bi çöp bidonunun orada bir çift göz bana bakıyor... 
Ohhh çekiyorum,  adımlarımı yavaşlatırken... 
"Elma dersem çık,  armut dersem çıkma" diye bağırıyorum çöp bidonuna yaklaşırken... 

"Elma"
Ve sokağa fırlıyor kız sobe yapmak için
Her şey bir anda oluyor... 
Önce fren sesi,  sonra bir çığlık
Kıpırdayamayışım, nefes alamayışım... 
Göğsüme binen ağrı... 
Kalabalık,  gürültü...

Koşup kollarıma aldığımda her şey için çok geç...
Kollarımda can veriyor küçük kız..
Altı,  yedi yaşlarında,  zeytin gözlü,  saçları örgülü

Altı,  yedi yaşlarında, güneş kadar sıcak ruhu 
Ve buz gibi cansız bedeni...
Dudaklarımı alnına dayıyorum. 
Öpüyorum son kez... 
Veda ediyorum çocukluğuma

Evet artık bir kadınım
Büyüdüm
Kaybettim çocukluğumu kollarımda
Engel olamadım gitmesine
Tıpkı diğer kadınlar ve adamlar gibi
Heyecanını yitiren diğer insanlar gibi
Unutulan oyunlar,  yok olan tasolar gibi

Engel olamadım gitmesine çocukluğumun 
Ve doyamadım da ona
Unutamadım da hiç
Hasretlik edindim
Arkadaş ortamlarına meze yaptım haylazlığını
Hüzünle söyleştim... 

Çocukluğum,  yitirdiğim... 
Hiç olmadığı kadar cansız şimdi... 
Kadın gibi düşünüyor,  kadın gibi giyiniyor,  kadın gibi yaşıyorum hayatı... 
Sesim kadın gibi çıkıyor,  hayallerim kadın gibi... 
Oysa ben çocukluğumu istiyorum
Cinsiyetsiz... Ve cesaretli...  

Begüm... 




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder