Bu Blogda Ara

30 Haziran 2017 Cuma

PARA

Büyüdükçe derdi imanı para oluyor insanın
Mutluluğu onda arıyor

Anlamak çok zor değil aslında
Başka ne kadlı ki elimizde
Önce hayallerimiz gitti çocukluğumuzla birlikte
Sonra kanı kaynayan ideallerimizi söndürdü yıllar
Orta yaşa merdiven dayarken
Büyük bir ev,  lüks bir araba, kolejde okuyan çocuk sahibi olmak boyadı gözümüzü

Daha çok parayla daha güzel şeyler alabilir
Mutlu olabilir olduk
Parayla saadet olmaz derlerdi biz küçükken
Şimdilerde esamesi okunmuyor pek o sözün

Paranın değeri arttığından değil tabi tüm bunlar
İnsanın değerinin, yerin dibine battığından!
Adam olmak zor be üstad
Acemiliğimize geliyor...

21 Haziran 2017 Çarşamba

TURUNCU OLMAK

Sarı ile kırmızı arasındaki turuncuyu oynuyorduk ürkekçe...
Ne sarılar gibi medeni ve efendi olabiliyor
Ne kırmızılar gibi vahşi ve köle kalabiliyorduk
Zalimin mazlumu,  mazlumun zalimi olmayı düstur edinmiştik kendimize
Riyakarca üzülüyor,  ahmakça gülüyorduk
Yerden yere vuruyorduk da nesfimizi bir türlü adam edemiyorduk!

Begüm...

KARANLIK

Sen hiç karanlığı kokladın mı çocuk?
Yeşildir karanlık,
Deniz kokar...
Derindir gözleri ve kolları fazlaca sert
Teni çıplaktır,  ayıp değildir göstermek...
Sen hiç dokundun mu karanlığa çocuk?
Soğuktur, yakar...
Saatleri peşinden koşturur
Gündüze iş atar
Sen hiç güldün mü karanlığa?
Gülme,  ayıptır orucunu bozmak karanlığın
Sefil bir kayıptır horlayan dudakların
Telefon ettin mi?
Edemezsin...
Sen dedin diye gelmez o
Sise sarılır bazen, bazen yıldızlara biner
Durmaz da zaten yerinde
Elbet bir saat geri döner...
Sen hiç karanlığı yedin mi çocuk?
Tadı leylağa benzer...
Sakin ve tetikte
Yorulmaz bir acemilikle
Belki üç beş kurban
Belki yüzlerce yoldaş bekler...

Begüm...

19 Haziran 2017 Pazartesi

YORULDUM

Yoruldum defter...
Zampara dertlerimden, ayıp zevklerimden ve gizli saklı günahlarımdan çokça yoruldum...
Tek suçumun diğerlerine benzememek olduğu bu yaşam stilinden,
Acınası ve kınanası bakışların tutsağı olmaktan,
Nefretle verdiğim kararlardan ve bir köle gibi boyun büküşümden her defasında...
Yoruldum...

Görmeyince,  duymayınca kolay olur sanmıştım defter,
Yanılmışım...
Bazı şeyler hiç geçmezmiş
Bazı şeyler müsade istermiş sadece bir süreliğine...
Hovarda bir zihin uzun soluklu yaşamazmış hayatta onu anladım...
Gülüşümdeki sahteliği,  ertelediğim dertlerimi, kapımı çalan edepsizlikleri ve küçüklüğümü tanıdım...

Saatleri sevmem bilirsin,
Ama defter,  bir saat tik tak etse şurada itiraza mecalim yok...
Üç beş günlük lakırdıdan başka kelime kalmadı dudağımda
Tekrar tekrar yıkadığım bulaşıklarım, dağınık masam ve kahrolasıca dertlerim var sadece...
Haykırarak uyandığım sabahlar,  bitmek bilmeyen geceler ve beli kırık sigaram var.

Yoruldum defter
Tüm bu gelecek hayallerinden...
Sanki geleceğim olabilecekmiş gibi
Sanki adam olabilecekmişim gibi...
Sanki de hakkımmış gibi...
Birilerinin haykırışlarından
Kendi susuşlarımdan
Çevremdeki bu kalabalık ve yüreğimdeki bu yalnızlıktan...
Çokça yoruldum...

Begüm...


16 Haziran 2017 Cuma

ADAM

Y kromozomuna sahip olmakla adam olunmuyor beyfendiciğim,  daha kırk fırın ekmek yemeniz gerekecek...

NORMAL

Normal,
Size sıradablık vaadeden bir sözcük olabilir...
Ama bana olağanlık vaadediyor...

YAZIK

Benim için üç günlük bir oyundan daha fazlasıydınız Bayım, 
Benim için mümkün bi gelecek vaadiydiniz
Yazık ki kirli düşünceleriniz derinlerde kalamayacak kadar acemi
Esaretten uzak ve edebi koynunda hayatımı buna borçluyum...