Bu Blogda Ara

11 Eylül 2017 Pazartesi

NABER DEFTERO?




Naber deftero?

Kaç zaman olmuş fingirdememişiz seninle. Öylece oturup boş lak lak yapmamışız! Bu gün çokça vıcıyasım mevcut ve hali hazırda yakınımdaki tek arkadaşım sensin...

Regl dönemindeki hatun misali gelgitler yaşayan depresyonum selektrasızlığa dayanamadı. Yok abi iki ay rahat takıldık sonra ver elini kriz masası... Bi de ben ağlayınca da pek çikinim deftero... Zaten, tombalak olduğum için beni övmek isteyen insanların sığınmak zorunda olduğu üzre sadece yüzüm güzel, e onu da salyaya sümüğe ve gözaltı torbalarına bulayınca afedersin ama göt gibi oluyom... Bi de baş ağrısı, gözlerde şişme, ve diğer fiziki problemler var tabi.. Yani ağlamak çok bok bişiy... Ama ne nalet ki çocukluğumdan beri ota boka ağlayan bir yapım var. E doğrusu bu da beni biraz sinir ediyor. 

Küçükkene o kadar çok ağlardım ki bir gün ayağım kapıya çarptığı için ve tırnağım parmağımdan ayrılmıştı ve ağladığımda annem babam merak edip gelmemişti. Yalancı çoban hikayesi vardır ya hani deftero? İşte ben ordaki koyunum! Hiç bir suçu olmadığı halde güme giden koyun...

Acaba diyorum bu zıbındırak depresyon çocukluğumdan beri mi var ki bende? kronikleşmiş mi ki acaba? Zaten doktor dediydi, depresyon kronik bi hastalık onu tedavi edemeyebiliriz kontrol altında tutmamız lazım diye de ben klasik hasta tepkisi olan inkar moduna aldıydım kendimi... Zaten de daha gitmedim doktora. İyiyim ben ya, etrafımdaki herkes aksini iddia etse de gayette normalim...

Sadece arada bir top misali serbest düşme yaşıyor ruhum. Sonra dibi vuruyor ve momentumun bana verdiği yetkiye dayanarak tekrar yükseliyorum o kadar. Ha arada sürtünme kuvveti dolayısıylan bir enerji kaybı oluyor muhakkak ama malum biz onu fizikte ihmal ediyoruz!

Ne diyordum? Hah! Şu ara, keyfim yerinde çok şükür. Cemiyet cemiyet gezip ulvi arkadaşlık ve akrabalık görevimi gerçekleştirmekle meşgulüm. 2 arkadaşım evlendi 1 i nişanlandı. Ailemin üzerimdeki evlen baskısının artmasının yanı sıra düğün dernek telaşıyla olan kavgam da yükselişe geçti. Evlenemezsin gazlarının ardından, siz bana evlenemezsin diyemezsiniz ben kendim evlenmiyorum bir kerem tarzı tatminsiz cevaplarla etrafımdakileri yatıştırmaya çalışırken, bir yandan da kafamda geleceğe dair planlar dönüyor. Ne iş yapcam, nasıl bir çalışma hayatım olacak, nerede yaşayacam, fizik ve sosyoloji eğitimi alabilecek miyim? ve en önemlisi zayıflayabilecek miyim)? sorularıyla cebelleşiyorum. Bir yandan da diyorum ki fazla plan yapmaya gelmez. Bu aralar bir arkadaşım üzdü bizi oradan biliyorum...

rejim işleri fena değil. Kendimi ter kokulu spor salonlarında kas yapmaya çalışan bıcırık delikanlılar gibi yumurta ve tavuğa adadım. Karbonhidratla küsüz bu ara. Dolaptaki nutellayı ne zaman görsem küfretip kapağı suratına çarpıyorum! Atmaya da kıyamıyorum ha, bir kriz anında mazallah lazım olur, bir köşede dursun! Son kudurduğumda reçele abanmış, evde çikolata bırakmayan kardeşlerime sağlam sövmüştüm... Çikolatasız ev mi olur arkadaş? Acil bir ihtiyaç olsa?

Şu sıra seçmeli stajda olduğumdan ve aile hekimiliğini seçtiğimden kendimi dersanede offline çakmaya adadım. Bi de anlıyom namızsızım ama sonra unutuyom hemen. Keşke bu kadar unutkan olmasaydım. Neyse ki talasemi taşıyıcısıyım da unutkanlığımı üzerine atabileceğim bir suç ortağım mevcut. Hocalar tutturmuş çok tekrar diye, asistanlar çalışmıyoz diye ağzımıza sıçıyo, anam babam şubatı beklememem için masrafınız çok edebiyatı yapıyo, arkadaşlarım yardırmış gidiyo ben hala offline derdindeyim işte :D Amaaannn be deftero doktor olcaz diye insanlığımızı mı kaybedelim? Okumadan, gezmeden, tozmadan, arkadaşlık kurmadan yaşanır mı be! Yaşanır elbet de, o ben değilim!

Son zamanlarda çok okuyamıyordum çizgi roman, dün bursa dönüşü bir tane suicide squad gömdüm, efsoydu... Özlemişim be! Öyle olunca da bu gün FMA serisine devam edeyim dedim. Bakalım takılıyoz işte evde yığın kitap çizgi roman mevcut zaten! Onlara abanıyom bu ara, ders de çalışıyom canım, yani çalışcam, yani inşallah. Bu arada 24 yaşındaydım ben deme :D

Emaaaaannn hayatım boyunca yaşımdan büyük davranmaya çabaladım zaten! İsmimin de bana verdiği yetkiye dayanarak hep olgun bir hatun oldum. Hani bazı oğlanlar vardır daha kankileri uzamadan birden boy atarlar ve sınıfın en uzunu dolayısıyla en havalısı olurlar, bütün kızlar peşinden koşar da bir iki seneye bütün arkadaşları uzayıp 1.90 olunca bizim bıcırık yer elması gibi kalır ya. Hah işte ben o oğlan çocuğuyum. Birden olgunlaştım ve orada kaldım. Şimdi de etrafımdaki herkes büyüyüp koca koca adamlar olurken ben böyle 16 lık ergen gibi takılıyorum ortalıkta. Emaaaannn napıverem yani istemeyen yanaşmasın bana zorla değil ya yahu!

Neyse deftero sağlam fingidedik bu gün :D Arada yapalım bunu. Ama öyle babamın annemin yaptığı yemeği beyenip bundan her hafta yapsana demesiyle annemin o yemeği yapması arasında geçen süre kadar samimiyetsiz olmasın bu muhabbet :D Biz cidden ama cidden kardeşlerimin deyimiyle ara sıra böyle "boş" yapalım :D 

Ay çok pis öpüldün :D Yanağındaki ruj lekesini silmeyi unutma!


1 yorum: