Bu Blogda Ara

1 Ekim 2017 Pazar

BAVUL

Hayallerimi de hayal kırıklıklarımı da aynı bavula tıkıştırıp yola çıkıyorum bu gece... Akıbetim belirsiz... Nefretlerin ve sevgilerin kesiştiği o noktada aynı kişiye duyulan o anlamsız kargaşa dolu hissiyatları sonsuza dek yok etmek derdindeyim... Fakat hayallerim hala fazla kırılgan... Mümkün kelimesine hasret, keşke kelimesine ise hiddet doluyum şu sıra... Geçmişimi söküp atmak istiyorum zihnimden... Kalbime saplanan bu sancıdan ve ufak tefek azularımdan, yalnızlığımdan,  hırçınlıklarımdan ve tek tük ağaran saçlarımdan usandım...

Üç aşağı beş yukarı aynı günleri yaşayıp durduğum şu dünya düzeninden de beni ben olduğum için sevmeyen insanlardan da fazlasıyla uzağım... Pekala beklentilerden ve adına ahlak denen şu çıkar ilişkisi zımbırtıdan da kaçabilirim artık...

İçim üşüyor, ruhum kapana kısılmış, kalbimi söküp atmak,  nefesimi düzene sokmak, sıcak bir çorba içip ısınmak iyi olabirdi şu anda... Ama artık bunları yapamayacak kadar ölüyüm... Artık ben olamayacak kadar sahteyim ve dönüp duran şu dünyayı sırtlanamayacak kadar güçten düştüm...

Teslimiyetim hatıra denen o boşluğa,  teslimiyetim anlamlandıramadığım şu neşeye ve aniden gelen şu aptal ızdıraba,  ve teslimiyetim çocukluğumu parça parça eden insanlara...

Deniz fazlasıyla serin... Yağmur naif ve ben hafifim... Ardımda ise bir bavul... Size bırakıyorum... Gözlerime binen bu yüke, bunca çağrılışıma, sözümü dinlemeyen şu aptal çekincelere dayanamaz oldum artık...

Tükenmek denen o sahipsiz hissiyata açtım kapılarımı... Yüzsüzce zihnime kuruluşunu ve beni yiyip bitirişini seyrettim derinliklerimden... Vazgeçtim... Bedenimden... Kalbimden... Beni ben yapan meziyetlerimden... Vazgeçtim kendimden... Vazgeçtim nefesimden....

Begüm

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder